Sen gerçekten biliyor musun hayal kırıklığını? Mutsuzluk , üzüntü değil hayal kırıklığı…
Uzandığın her el geri çekilir ve sana uzatılan her el seni diplere çekmeye gelmiştir. Ve sen neyin doğru neyin yanlış olduğunu duyumsamaz bir halde boş gözlerle bakarsın hayata… Hayat sandığın koca yalana …
Birer birer dökülür incilerin…Yalan bir yerden hayatına girmiştir çünkü… Bir yerlerden sarmaya başlar kötülük tüm bedenini, ruhunu. Öfken nefret olur artık ve sevdan ateş. Hissetmekten korkarsın . Hislerin bir bıçak darbesi kadar sivri ve acıtıcıdır artık . Ve o kadar çok incinmiştir ki yüreğin, artık bir yüreğin olup olmadığını dahi hatırlayamayacak kadar derine itmek istersin anıları … seni inciten oydu çünkü,o saflığın, o herkese inanan masum gözlerin bitirdi seni , ve şimdi sende onu bitireceksin…
Kime inanacağını bilmediğin için, neye inanacağını da şaşırırsın sonra… Yüreğin yerinden kopmuştur bir kere. Değer, erdem adına ne varsa bir bir yıkarsın. Güzel sandığın ne varsa yakarsın onları da. Çünkü inanılan tek gerçek kalmıştır : Vereceğin karar ne olursa olsun, yanlış olacaktır…
Sonra bu tokat her çarpıldığında yüzüne , hem de en çok güvenmek istediğin insanlar tarafından, sen uçmak için can atarken kırılınca kanatların ; her saniyen tüketim olur. Tüketirsin kendini, yine ayırdına varamadan neyi tükettiğini… Küçük mutluluklara verirsin büyük mutlulukların umudunu…Çünkü umut en çok yıkandır insanı böyle zamanlarda. Mutluluk adına sarıldığın zahiri temaslar, unutkan gözler, değersiz konuşmalar sarar etrafını. Sen yaşadığın her an için bin lanet okuyup bir şükretmeyi öğrenirsin. Nefes aldığın her saniyeyi bir sonraki olmayacakmış gibi görürsün çünkü ve bu yüzden , en çokta bu terk etme ve terk edilme olgusu yüzünden yitirirsin umut diye sarılabileceğin hayallerini… ve artık bir gelecekte yoktur, gelecek günlerin mutluluğu da…Ölümü özlersin, yaşamak isterken delice…
Önce bedeninden başlarsın kirletmeye .. ona zarar vermenin binlerce yolunu zaten aramaya gerek bile kalmadan bulmuşsundur : sokak satıcıları bekler aç gözlerle…Ruhuna neyin daha fazla zarar vereceğini öğrenmen ise biraz daha zaman alacaktır. Ama her şeyi zorlayan hayat bu yolda kapılarını sana sonuna kadar açmıştır : İnsanlar….
Aslında bir yanın ölüme susamışken, bir yanın bıkmaksızın kendi kuyusunu kazarken, diğer yanın hala güzellik peşinde koşar… hala ister ki iyiliğin dünyadan silinmediğini kanıtlasın gözlerine. Bu ikilem daha fazla parçalar seni,daha da diplere batırır. Duymak istediğin bir çift güzel söz uğruna katlanmadığın işkence kalmayacaktır.. Sonra o insanlar girer artık pislik yığınına dönmüş koca bir yalandan ibaret hayatına. Ne erdem kalmıştır, ne güzellik. Kendi ellerinle yok edemediklerini onlara verirsin, bilerek onların bu kalanlara neler yapacağını. Ama umut, o kahrolası umut her seferinde bir tebessüm olur yüzünde, bir yanın yıkımını fark ederken delicesine, diğer yanın inatla devam eder direnmeye… Ve her seferinde haklı çıkan o ses, her seferinde seni parçalara ayırarak devam eder yıkımına..Her seferinde , umut azalır, tebessüm azalır , ve her seferinde hayal kırıklığı galip gelir hayata….
YORUMLARINIZ